1 Nisan 2010 Perşembe

Aradığın Şey Bu Kapıda Yoktur



Musul taraflarında şeyhlik iddiâsında bulunan bir kimse, talebesinden birini 

Seyyid Tâhâ hazretlerinin yanına gönderdi ve; "Seyyid Tâhâ'ya, sünnete uymayan

 bir iş işletmeden, buraya dönme!" dedi. O da kalkıp Nehrî'ye geldi. Bir ikindi 

namazından sonra, Seyyid Tâhâ hazretlerinin mescidin kapısında duran

 ayakkabılarından sol ayağınınkini uzağa koydu. Bununla mescidden sağ ayakla 

çıkmasını ve sünnete uygun olmayan bir iş yapmasını düşünmüştü. Fakat Seyyid 

Tâhâ hazretleri, kalabalık içerisinde, o kişiye hitâb edip; "Aldığın ayakkabıyı 

yerine koy! Senin aradığın şey, bu kapıda yoktur." buyurdu.

31 Mart 2010 Çarşamba

Tarihten Notlar




Birgün Kânûnî Sultan Süleyman, sarayın bahçesinde armut ağaçlarını kurutan karıncaların öldürülebilmesi için Ebus-Suud efendiden aşağıdaki beyitle fetvâ istemişti:
Dırahta ger ziyân etse karınca
Zararı var mıdır ânı kırınca?
Pâdişâh’ın bu fetvâ talebi üzerine, Ebus-Suud, bir beyitle şöyle cevap vermişti:
Yarın Hakk’ın dîvânına varınca;
Süleyman’dan hakkın alır karınca!

30 Mart 2010 Salı

Patates, Yumurta, Kahve

Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu adam...
Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca cezvenin birine patates, diğerine yumurta en sonuncusunada kahve çekirdeklerini koydu..
Yirmi dakika sonra adam cezvelerin altındaki ateşi kapattı.
Patatesi ve yumurtaları ayrı tabaklara koydu.
Kahveyide bir fincana boşalttı.
Kızına dönerek sordu;
- Ne görüyorsun 
-Patates, yumurta ve kahve
-Daha yakından bak, patatese dokun
Kız denileni yaptı ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.
Aynı şekilde yumurtayı da inceledi ve kabuğunun katılaştığını söyledi.
En sonunda kızına kahveden bir yudum almasını söyledi.
Söylenileni yapan kızın yüzüne kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı. Ama 
yinede bütün bunlardan birşey anlamamıştı.
Babasına sordu,
-Bütün bunlar ne anlama geliyor baba?
Babası, patatesinde yumurtanında kahve çekirdeklerininmde aynı sıkıntıyı yaşadıklarını, yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlattı.
Ama her biri bu sıkıntı karşısında farklı tepkiler vermişlerdi.
Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumuşamış 
ve güçten düşmüştü.
Yumurta ise çok kırılgandı, dışındaki ince kabuğun içindeki sıvıyı koruyordu. 
Ama katılaşmıştı.
Ancak kahve çekirdekleri bambaşkaydı.. Kaynar suyun içinde kalınca, kendileri değiştiği gibi,
suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı. 
Sen hangisisin diye sordu kızına baba gülümseyerek.
- Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin? Pataes gibi yumuşayıp ezilecekmisin? Yumurta gibi
kalbinimi katılaştıracaksın? Yoksa kahve çekirdekleri gibi başına gelen her olayın duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin?....

(ç)alıntı...(:

29 Mart 2010 Pazartesi

Allah İçin Sevmek Yürek İster

Adamın biri akıl hastanesinin bahçesinde dolaşan birini merak eder, sorar doktora:

“Bu hasta neden burada?”

Doktor:

“Ha, o mu? Birini sevmiş de aklını yitirmiş. Onun için burada.” der.

Az ötede hâli bir öncekinden daha beter birini görür. Bu defa da onu sorar:

“Bunun hikâyesi nedir?” der.
Doktor:

“Az önceki hastanın sevdiğiyle evlenmiş, o da bu yüzden burada.”

Kıssadan hisse... Herkese bir nasip var, ama o nasip bizi nerede bekliyor, belli değil. Sevgideki nasip de, rızık gibi Allah’ın elinde. Her şeyde öyle değil mi? Duaya yönelmeli, kendi hakkında en hayırlı nasip nerede ise, Yaratan’dan onu vereceğine inanarak onu isteyip onu dilemeli insan. “Vermek istemeseydi, istemek vermezdi.”

Âyet-i Kerime her şeyi ne de güzel özetliyor:

“Bazen hoşlanmadığınız bir şey, hakkınızda iyi olabilir ve hoşlandığınız bir şey de hakkınızda kötü olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara Sûresi, 216)

Nazlı bir bebektir kalbimiz. Her istediğini vermek, her sevdiğinin peşinden gitmek yoruyor onu.

Biliyorsunuz, ama yine de hatırlatayım dedim. Dünya da, aşk da, her şey fânidir. Ama fâni olduğu için güzel değildir, güzel yaratıldığı için güzeldir. Çünkü Yaratan güzeldir.

Aşkın da, sevginin de, güzelliğin de, dünyanın da kıymetini ancak ve ancak Allah aşkıyla yananlar anlayabilir. Allah için seven kalplere ihtiyaç var.

Yüreğiniz varsa buyrun.

Sevmek yürek ister…

Allah için sevmek yürek ister…

Allah için sevmek, koca bir yürek ister…

Zübeyir Gündüzalp

27 Mart 2010 Cumartesi

Mecnun Olmak Başkadır Başka





Amerikanın İslam topraklarını işgal etmesinde kompleksler yatıyor.

Hiçbir zaman yaşayamadıkları aşkların yaşandığı 

çölleri bombaladılar.

Her çöl bir Leyla'dır.

Her Leylanın namusu bizlerden sorulacak Leylanın öcünü almadan Mecnun olamayız.




Bülent Akyürek

26 Mart 2010 Cuma

Bak Gönül...!

Sen, duru bir su gibisin; 

bu duru suyu, yaptığın kötülüklerle bulandırma, 

gönlünü örtme! Gönül gözünün önüne günah perdesini çekme; yapma bu işi.

Tertemiz kişiler, gönül erleri, gönlünü seyretmek için onun etrafında toplandılar! 

Bu temiz insanlara karsı sen de utanç içinde kalma; 

sen de tertemiz ol, gönlünü utandırma!. 

Bak Gönül!

'Fanî güzellere âşık olmaktan kendini çek!' diye nara atıyor!

 [Hz. Pir Mevlana]

19 Mart 2010 Cuma

Bir Gece


Bir Gece...


On dört asır evvel yine bir böyle geceydi 
Kumdan ayınon dördü bir öksüz çıkıverdi 
Lakin o ne hüsrandı ki hissetmedi gözler 
Halbuki kaç bin senedir bekleşmedelerdi 
Nerden görecekler göremezlerdi tabi 
Bir kere zuhur ettiği çöl en sapa yerdi 
Bir kere de ma'mure-i dünya ozamanlar 
Buhranlar içindeydi bugünden de beterdi 
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta 
Dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi 
Fevza bütün afakını sarmıştı zeminin 
Salgındı bugün Şark'ı yıkan tefrika derdi 

Derken büyüyüp kırkına gelmişti ki öksüz 
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi 
Bir nefhada kurtardı insanlığı o masum 
Bir hamlede kayserleri kisraları serdi 
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi 
Zulmün ki, zeval akılına gelmezdi, geberdi 
Alemlere rahmetti evet şer-i mübini 
Şehbalini adl isteyenin yurduna gerdi 
Dünya neye sahipse onun vergisidir hep 
Medyun O'na cemiyeti medyun O'na ferdi 
Medyundur o masuma bütün bir beşeriyyet 
Ya Rab! Bizi mahşerde bu ikrar ile haşret 

Mehmet Akif Ersoy